Galatasaray’ın ilk yılları…

“Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmektir.” diyordu Ali Sami bey henüz 1900′lü yılların başında… Galatasaray Spor Kulübü’nün harcını yoğururken… Yakın çevresinin şahit olduğu bu büyük temel tüm Dünya’da tanınan, değer gören bir marka yaratacaktı… Avrupa’da zirveye ulaşacaktı hem de bir İngiliz devini devirerek…

İşte 1900’lü yılların başında İstanbul’daki İngilizlerin çayırlarda oynadıkları bir oyun Galatasaray Sultanisi’nde okumakta olan gençlerin ilgisini çekmekte gecikmemişti. Bu oyunu ilk kez Kadıköy’deki çayırda oynanırken gören Ali Sami Bey, deyim yerindeyse daha o günlerde bu ilginç oyuna aşık olmuş ve kuracağı bir takım ile bu oyunu oynama sevdasına düşüvermiştir. Bu sevda Galatasaray Spor Kulübü’nün kurulmasını sağlayacaktır…

Ali Sami Bey kuruluş hakkında şöyle demektedir;

“1 Ekim 1905′te mektebin beşinci sınıfında edebiyat öğretmenimiz merhum Mehmet Ata Bey’in dersi esnasında birkaç arkadaş başbaşa vererek Galatasaray’da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik.
İlk girişimler oyuna ve mücadeleye yönelik arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil … gibi gençlerdi. Okulda eğitim gören Bulgar ve Sırp öğrencilerden çevik ve kuvvetli olanlar da bize katılmışlardı. Asım’ı muhasebeciliğe, Cevdet’i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de reis olmuştum.

Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakta mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi.

Yani o zaman reisliğe ve diğer vazifelere payeyi en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci reisliği formaları yıkadığı için almıştı. Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmekti.”

Galatasaray artık İstanbul çayırlarında sahaya çıkar ama ilk maçlarında farklı mağlubiyetler de alsa umudunu hiç yitirmez ve 1906 yılında, yani kuruluşundan bir yıl sonra dönemin güçlü takımlarından birisi olan Imogen ile oynanan maçı berabere bitirir. Bir zafer sayılacak sonuçtur bu o şartlar altında… Sonrasında da II. Meşrutiyetin ilanı ile başlayan liglerde ilk şampiyon Türk takımı olarak Galatasaray adını zirveye yazdırıverir. Sene 1909’dur.

 

 

Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

LafArası © 2012, Powered by Wordpress & HC-2011